Yazar Hakkında

01 Mart 2018, 22:54

ZIPKINLA İSTANBUL'DA İSKORPİT AVI

Marmara'nın bulanık suyu, derinlere doğru indikçe berraklaşırken, beni karşılayan kikla balıkları da kendi dünyalarına buyur eder gibiydiler. Zıpkınımın ucunda korkusuzca salınarak dolaşırken onları avlamak niyetinde olmadığımı sanki seziyorlardı ve bu sezi balıklarda eminim vardı.





    
Hemen ileride hayal meyal görünen taştan çıkmışlardı. Sessizce süzülerek inerken merakla bana doğru gelmişlerdi. Yıkılmış bir duvar gibi üst üste binmiş bu kocaman taş içerisinde başka balıklar da olabilirdi.

Hemen yüzeye çıkıp botta dalışa hazırlanan badim Evren’e yanıma gelmesi için seslendim. Evren gelince zıpkınımda monteli olan kameramı aldı ve benim dalışımı videoya çekmeyi teklif etti. Her şey kendiliğinden gelişmişti. Böyle bir çekim planlarımızda yoktu. Tecrübeli bir milli serbest dalıcı olan Evren de benim gibi şnorkelle dalıyor ve hava kaynağı kullanmadan çok zor olan bu sualtı çekimini yapıyordu. Beraberce dalıp kikla balıklarının arasında gizlenen iskorpitleri görünce balıkları hiç ürkütmeden hemen yukarı çıktık.

Soluklanırken de dalış planımızı yaptık. Taşın içinde gördüğümüz kiklalara zarar vermeden birkaç iskorpit avlayacak, evde de akşam enfes bir iskorpit çorbası yapacaktık.

Ben önde, Evren hemen ardımda peş peşe aşağıya süzülüp iskorpitlerin yerlerini ufak dalış fenerimle belirledik. Etrafında ki binlerce denizyıldızıyla süslenmiş taşın içerisinin görünümü de en az dışarısı kadar güzel ve esrarengizdi. Belimde, üzerimden geçebilecek olası teknelere uyarı verecek şamandıramın ipi olmak üzere balığımı vurmak için tekrar indim.

Yüzeyde ki şamandıramız, dalış flamamızla beraber sakin kasım suyunda çok uzaklardan fark ediliyor, dalış yerimizi belli ediyordu, kafamız rahattı. Taşın içerisinde kamuflajıyla zor fark ettiğim iri bir iskorpiti diğer balıklarından ayırıp dikkatlice nişan alıp tetiğe bastım.

Balık vurulmuştu ama nerdeyse yerinden bile oynamamıştı. Bende içerisi bulanmasın diye balığı çıkarmadan, zıpkınım makarasını açarak yüzeye çıktım. Taşın içi de dışı da bulanmamalıydı.

Ben yavaşça yukarı çıktığımda Evren vurulan balığı taşın içinde daha iyi görüntülemek için kendi zıpkınını kayanın önünde bırakmış. Tekrar indiğimde Evren’in zıpkınını orada gördüm. Onun zıpkınını da yukarı çıkmadan, aşağıda kurup bir iskorpit daha vurmayı kar saydım. Zıpkın dipteyken kurulmamalıdır. Bu tür efor sarf ettiren hareketler aslında su altında yapılmamalı ama bu özel bir durumdu, çekim yapıyorduk.

Kayanın içinden vurduğum iki iskorpiti de hiç ellemeden dikkatlice çekip çıkardım. Dikkatli olmak lazımdı, iskorpit balıkları çarpan balıklardır. Oldukça lezzetlidir ama yüzgeçlerindeki ve galsama dikenleri ile çarparlarsa oldukça acı verirler. Bende riske girmeden zehirli dikenleri olan bu balıkları çıkarıp bota bıraktım.

Bu iki balık da türüne göre büyüktü ama akşam yemeğe gelecek misafirlere yeterli değildi. Güzel bir çorba için bir kaç balık daha lazımdı. Aynı taşa tekrar daldım.

Diğer balıklara zarar vermeden sadece iri olan iskorpitleri avlıyordum. Zıpkınla balık avlamanın seçici olma özelliği burada önemini gösteriyordu. Taşın içinde arka arkaya sıkışırcasına dizilmiş iskorpitlerden üçünü daha tek atışta şişe sokmayı da başarınca benim için av bitmiş oldu. Yani tek atışta 3 balık daha vurmuştum ve limitim neredeyse dolmuştu. Bu çok ender rastlanan bir olaydı,

Şişi taştan zorlayarak çekerken çekim yapmak için girmediğimiz suda, böyle enteresan görüntüler almak için şansın da biraz yardım ettiğini düşünüyordum. Kamerayı bırakan Evren de iki güzel balık vurunca, çapamızı alıp adalardan Bostancı da ki kayıkhanemize doğru yola çıktık. Harika bir spor yapmış üstüne bir de çok güzel balıklarla ödüllendirilmiştik. Tatlı bir yorgunluk içinde biz motorumuza yol verirken, güzel İstanbul’da kıyıda teker, teker yaktığı kandilleriyle gece süsüne başlamıştı bile...


* Çekimleri yapan sevgili Evren Orhon’a teşekkürlerimi sunuyorum.

 

Yazarın Diğer Yazıları

APTİ VE BÜYÜK ORFOZ

9.4.2018 12:26:02

İstanbul''da Karagöz, Levrek, Eşkina ve Dalış Tehlikeleri

Her yağmurda çamurunu bırakan, zaman zaman da denize doğru kayan dik toprak bir tepe, önünde daracık taşlı bir kumsal. Kıyıda çürümüş yosunlara el veren sakin ama yine de bulanık bir deniz. Denizden açıldıkça 10 metre derinliğe kadar taşlık olan bu koyda denizin temizlenmesi için havanın günlerce poyraz esmesi gerekirdi.

27.1.2018 23:23:37

İstanbul'da Levrek Baba

Kadıköy'de 2014'ün güzel bir Kasım günüydü.

21.12.2017 16:15:40

Henüz yorum yazılmamış!

Yorum Yaz

500 adet karakter kaldı

Marinturk - Göcek Village Port

08 Haziran 2018

Muğla'nın Fethiye ilçesine bağlı, Göcek beldesi Büngüş Koyu'nda bulunan marina ve çekek alanı; belde merkezine 5 dakika, Uluslararası Dalaman Havaalanına 20 dakika mesafede bulunuyor.

ÜYE GİRİŞİ

BANNER

Yelkenci İlan Ver

Yazarlar

Facebook

BANNER

Dalgacı - Günlük Yatılı Turlar ve Özel Organizasyonlar

BANNER

Tutku Sailing Yacht / 0533 164 99 60

BANNER

Limbo Denizcilik - Tekne İnşa ve Tamir Malzemeleri / 0532 296 77 75

BANNER

Dövmeliyim

BANNER

Deniz Eskisi | Deniz Antikacısı | DenizEskisi.com

BANNER

MarinTurk Marina'da kaçırılmayacak fırsatlar

BANNER

Kechi Sailing - Uluslarası sertifikasyonlara sahip çok yapılı ve esnek kadro sistemi ile sizler için en yakın, en kolayı hedefleyen bir anlayışla akademik danışman ve uzman denizci kadrosuyla hizmetinizdeyiz.

BANNER

Özel İSTANBUL TIP MERKEZİ - 1998'den Bugüne Sağlıkla

BANNER

Eskiler ve Antikalar

BANNER

Kechi Sailing - Uluslarası sertifikasyonlara sahip çok yapılı ve esnek kadro sistemi ile sizler için en yakın, en kolayı hedefleyen bir anlayışla akademik danışman ve uzman denizci kadrosuyla hizmetinizdeyiz.

BANNER

StatCounter